logo

Varoluş Mücadelesi: Doğu’dan Batı’ya Türkmeneli

Varoluş Mücadelesi: Doğu’dan Batı’ya Türkmeneli

Türkmeneli Lideri Erşat Salihi’nin Türk Dünyası Araştırmaları tarafından Prof. Dr. Turan Yazgan Hoca’nn vefatının yıldönümü dolayısıyla düzenlenen anma programında Türkmeneli’nim güncel siyasi ekonomi ve askeri durumunu anlatan muhteşem konuşmanın tamamı .

Erşat Salihi

Erşat Salihi”Değerli Misafirler, öncelikle beni buraya davet eden Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’na sonsuz teşekkür ediyorum. Bu Vakfın Kurucusu ve bütün ömrünü Türk Dünyası’nın “Dilde, Fikirde İşte Birliği” sevdası yolunda harcayan merhum değerli bilim adamı Prof. Dr. Turan Yazgan Hoca’nn anıldığı bir etkinlikte konuşma yapmak benim için onurdur. Ben de konuşmamda Türkmeneli’nin verdiği mücadeleye dikkat çekmek istiyorum.

Erşat Salihi

Türkmenler belki de tarihin en kritik sürecini yaşıyor. Bu süreç bir Varoluş Mücadelesi. Türkmen halkı silahlı grupların baskısı ile büyük devletlerin güç mücadelesi arasında bir varolma mücadelesi veriyor. Bugün, biz bu mücadelenin bir neferiyiz. Halkımıza önderlik etmek için elimizden geleni yapıyoruz. Fakat bu zorlu mücadelede yalnız kalırsak başarma şansımız kalmaz.

Türkmeneli’nde nasıl sorunlarımız var?

Öncelikle, Irak’ın son 14 yılda büyük savaşlarının, çatışmalarının ya da terör eylemlerinin çoğu Türkmenlerin yaşadığı bölgelerde gerçekleşti. Telafer’den Mendeli’ye kadar, savaşın ve şiddetin izleri her köşede görülebilir. Bu olaylarda yüzlerce şehit verdik; askerlerimiz, akıncılarımız, gençlerimiz, kadınlarımız, yaşlılarımız, hatta çocuklarımız bombalarla, silahlarla ya da kaçırılarak öldürüldü. Bizim saydığımız topraklarımıza başka yerlerden insanlar gelip sahip çıkmaya çalıştı. İzin vermedik, karşı koyduk. Ancak kirli oyunlarla halkımıza baskılar yapıldı. O zaman direndik, şimdi direniyoruz, gelecekte de direneceğiz.

Şimdi sizler Türkmeneli’nin halini merak ediyorsunuzdur: Anlatayım. DAEŞ, Türkmenlerin yaşadığı toprakları harabeye çevirdi. Tuzhurmatu’nda Türkmen köylerinin çoğunu yıktı, halk geri almak ve onun saldırılarına direnmek için çok uğraştı. Tazehurmatu’na defalarca saldırdı, ancak Türkmenler orayı korudu. Beşir’i kaybettik, aylarca DAEŞ elinde kaldı. Geri almak zor oldu.

Kerkük’e kaç defa saldırdılar. Her seferinde Türkmenlerin mahalleleri ilk hedefleri oldu. Kerkük direndi, ama bu direnç pahalıya patladı. DAEŞ’i bahane eden peşmerge güçleri Kerkük’e uzun süre yerleşti. Irak Merkezi Hükümeti, peşmergeleri çıkartana kadar Kerkük’te onların hakimiyeti vardı.

Musul ve Telafer aylarca eli kanlı örgütün elinde kaldı. Binlerce Türkmen evlerinden kaçmak zorunda kaldı. Evler yıkıldı, tarlalar yakıldı, Telafer’in adına DAEŞ yüzünden kara çalınmaya çalışıldı. Binlerce insanımız güneye göç etti. Binlercesi ise Kuzey Irak’taki kamplarda kötü koşullarda yaşamak zorunda kaldı. Yine binlerce kardeşimiz Türkiye’ye geldi yerleşti. En sonunda DAEŞ’in elinden kaçan Türkmenler Suriye’de çeşitli kamplara sığındılar.

DAEŞ, Irak’ın şimdiye kadar gördüğü en büyük felaket oldu. Fakat muhtemelen sonuncusu olmayacak. Mezhepçilik artarken, ayrılıkçılık ve yeni devlet kurma hayalleri sadece şimdilik durdurulmuşken Irak’ın sorunlarının bittiği söylenemez. Şimdilik, büyük bir belayı atlattık. Fakat, Irak’ta yeni bir çatışma başlamayacağının garantisi yok. PKK burnumuzun dibine kadar giriyor, Türkmenleri provoke ediyor. Kendisine peşmerge süsü vermiş olan PKKlılar sivillere saldırıyor. Kerkük’te kısa süre öncesine kadar PKKlılar açık açık geziyordu. Irak Ordusu’nun gelmesiyle birlikte gittiler, fakat yine gelmeyi deneyeceklerdir.

Yiğit gençlerimiz var, halkımız uyanık. Fakat, düşman çok rakip fazla. Daha çok gencimizin eğitime ve işe ihtiyacı var.Türkmen evini köyünü mahallesini milletini korumak için gerekirse canını verir. Haziran 2014’te DAEŞ Kerkük kapılarına dayandığında bir avuç kişi elimizde hangi silahımız varsa kuşandık. Biraraya geldik ve yardım talep ettik. O zaman sesimiz duyulmadı. Yine de bize kulak tıkayanların da canı sağolsun. Biz ise hala hazırlıksız durumdayız. Mümkün olduğunca örgütlenmeye çalışıyoruz ama Türkiye’deki ve Türk Dünyası’nın diğer devletlerindeki soydaşlarımız olmadan başarılı olmamız zor. Bu yüzden sizlerden Türkmeneli’ne ilginizi kesmemenizi istiyoruz.

Türkmeneli derken sadece Irak Türklerini kastetmiyorum. Ben yıllarca Irak Türkmen Cephesi’nin Sorumlusu olarak Suriye’de görev yaptım. Suriye’deki Türkmenlerin durumunu da çok iyi biliyorum. Ben oraya Batı Türkmeneli diyorum. Suriye’de Bayırbucak’tan Rakka’ya, Halep’ten Golan’a kadar uzanan bir alanda Türkmenler yaşıyor. Bugün, aynı bizim verdiğimiz mücadele gibi Suriye’de de Türkmenler mücadele veriyorlar. Suriye’de savaşın sonu yakın, artık siyasi haklar konuşuluyor. Suriye Türkmenlerinin mutlaka hukuki statüsünün belli olması lazım. Ben, Batı Türkmeneli’ndeki kardeşlerimle konuştuğumda Irak’taki tecrübemizi aktarıyorum. Onlara mutlaka Anayasa’da kendinize hukuki bir statü elde etmelisiniz diyorum. Onlar da bunun mücadelesini veriyorlar. Ancak, nasıl bize destek veriyorsanız, onları da unutmayınız. En az bizim kadar onların da sizin yardım ve ilginize ihtiyacı var. Savaşın tozu dumanı kalktığında halk kendi yaralarını zor da olsa sarar. Ancak bir ülküsü olmayan bir millet, bir siyasi projesi olmayan bir millet sadece yaralandığıyla kalır. Bizce Türkmenli bir bütündür. Evet arada mesafeler var, büyük ve güçlü devletlerce desteklenen silahlı gruplar ve terör örgütleri var. Fakat, önce ülkümüzü belirleyelim, hedefimizi ortaya koyalım; stratejimizi tespit edelim; sonra örgütlenip hedefimize yürürüz.

Türkmenler Irak’ta, Suriye’de ve Orta Doğu’nun her yerinde insanca yaşamayı hak ediyorlar. Efendi Millet olan Türkmenlerin karşılaştıkları tüm sorunlara rağmen yollarından caymamaları lazım. Biz elimizden geleni yapıyoruz. Sizlerde de destek bekliyoruz. Nerede Türk varsa bizim kalbimiz orada atıyor. Nerede Türkmen varsa orası da sizin öz yurdunuzdur.

Türkmeneli hep hatırınızda kalsın saygılarımla

Erşat Salihi

Etiketler: » » » » » » » » »
Share
242 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+9 = ?